BASIN AÇIKLAMASI-GIDA GÜVENLİĞİ BİLİMSEL GERÇEKLERE DAYALI DOĞRU BİLGİYLE SAĞLANIR

GIDA GÜVENLİĞİ BİLİMSEL GERÇEKLERE DAYALI
DOĞRU BİLGİYLE SAĞLANIR
Gıda ile ilgili olarak süregelen ve bilinçlendirme adı altında çoğunlukla ticari çıkara dönüştürüldüğüne tanıklık ettiğimiz spekülatif söylemleri doğru bilgi ile düzeltirken suçlu! durumuna düşmek nasıl açıklanabilir?
Yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelmiş olan sosyal medya aracılığıyla, doğru bilgiden uzak bir şekilde ve yanıltıcı haberlerle insanların gıda ürünlerini kontrolsüzce tüketmeye teşvik edildiğini görebilmekteyiz.
Tüketici sağlığını tehlikeye atmak anlamına gelen bu tehditlere dikkat çekenlerin ise taktir edilmek yerine mahkemelerde savunmalar yapmak durumunda bırakılması, bununla kalmayıp adli cezalara muhatap olmalarına da tanıklık etmiş olduk.
Gıda güvencesizliğine dair söyleyeceklerimizin çoğu hala rezervlerimizde bekliyorken söylediklerimiz dahi karşılık bulmamışken, şimdi bir de “Polen Davamız” oldu.
Gıda Mühendisi ve Odamız üyesi Bülent Şık’ın polen ürünlerine ilişkin bilim insanı duyarlılığı ile ve halk sağlığını önceleyen uyarıları nedeniyle açılan davada İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararını açıkladı; Şık ve davadaki yayıncı tarafın maddi tazminat ödemesine ve dava konusu paylaşımların internet ile sosyal medya ortamından kaldırılmasına hükmetti.
Bülent Şık’ı halk sağlığı ve özellikle çocuk sağlığını koruma amacıyla kaleme aldığı ve bilimsel verileri toplum sağlığı yararına yorumladığı yazılarıyla biliriz. Dava konusu yapılan ve pandemi döneminde kaleme aldığı “Bal ve polen çocuklar için sağlık riski oluşturabilir” başlıklı yazısında ise arı ürünleri ve bitkisel ürünlerin kontrolsüz tüketiminin yaratabileceği risklere bilimsel dayanaklarla dikkat çekmiştir.
Uluslararası kurumlar, bu maddelerin bazı türlerinin toksik özellik taşıyabileceğini ifade ediyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), bazı pirolizidin alkaloitlerine uzun süreli maruziyetin sağlık riski oluşturabileceğini belirtirken, Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (BfR) de özellikle çocuklar açısından maruziyet riskine vurgu yapıyorken ülkemizde bu açıklama dava konusu edilebilmiştir.
Bu türden baskıların, bilim insanlarının akademik sorumluluklarının gereği olarak toplum sağlığına dönük doğru bilgileri paylaşmalarında tereddüt yaşamalarına neden olabileceği ihtimali bizleri kaygılandırmaktadır.
Gıda ile ilgili herhangi bir akademik eğitime haiz olmayan kişilerin sosyal medya üzerinden faaliyet gösterdiklerini biliyoruz. Tüketicilerin özellikle gıdanın üretim süreçleri, kaynakları ve bileşenlerine dair oluşturulan kaygı durumunu kullanarak sosyal medya üzerinden takipçi, etkileşim sağlamakla kalmayıp tüketiciyi yanıltma olasılığını düşünmeden ürün reklamlarına tevessül edildiğine tanıklık ettiğimiz de olmuştur.
Kamu sağlığı ve halkın çıkarı düşünülerek yapılan bilimsel açıklamaların, “marka hakkı”, “ticari itibar” ve “haksız rekabet” çerçevesinde değerlendirilmesi gıda güvenliği, çocuk sağlığı, tüketici hakları ve bilimsel ifade özgürlüğü alanlarında çalışan tüm bilim insanları, gazeteciler, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları açısından kaygı verici bir sonuç doğurmaktadır.
Halkın bilgi edinme hakkı engellenemez. Tüketiciler, özellikle de ebeveynler, piyasadaki ürünler hakkında yalnızca şirketlerin reklam ve tanıtım diliyle değil, bağımsız bilimsel eleştiriler ve risk uyarıları yoluyla da bilgi edinme hakkına sahiptir. Bir ürün “doğal”, “geleneksel”, “bağışıklık destekleyici” veya “çocuklar için uygun” gibi ifadelerle pazarlanıyorsa, bu iddiaların bilimsel olarak sorgulanması toplumun bilgi edinme hakkının parçasıdır.
İçerik kaldırma kararları Gıda konusunda bilimsel yeterliğe sahip uzmanların görüşü alınmadan uygulandığında, ifade özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir; yalnızca yazarı değil, kamunun o bilgiye erişimini de etkiler. Gıda güvenliği alanında bilimsel uyarıların serbestçe yapılabilmesi, toplum sağlığının korunması için zorunludur.
Gıda güvenliği ve kamu sağlığı bakımından temel soru şudur: Bir şirketin marka hakkı ve ticari itibarı, halkın sağlık riskleri hakkında bilgi edinme hakkından daha üstün tutulabilir mi? Elbette şirketlerin ticari itibarı hukuken korunabilir; ancak bu koruma, bilimsel temelli halk sağlığı uyarılarını cezalandırma, susturma veya görünmez kılma aracına dönüşmemelidir.
Üst yargı süreçlerinde devam edecek olan davanın, toplum yararını önceleyen şekilde sonuçlanacağına dair umudumuzu sürdürdüğümüzü, doğru bilgilendirilmeden ve halk sağlığından yana tutumumuzu sürdüreceğimizi kamuoyuna saygı ile beyan ederiz.
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası