Emeğin gaspı sömürünün ta kendisidir. Bilim patrona değil halka hizmet eder.
Emeğin gaspı sömürünün ta kendisidir. Bilim patrona değil halka hizmet eder.
Türkiye’de emek rejimi uzun yıllardır sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirilmektedir. Bu süreçte güvencesizlik yaygınlaştırılmış, düşük ücretler kalıcı hale getirilmiş ve nitelikli emek sistematik biçimde değersizleştirilmiştir. Bugün çalışanların büyük bir bölümü asgari ücret ve civarında gelirlerle yaşam mücadelesi vermektedir. Bu tablo bir tesadüf değil, doğrudan doğruya sınıfsal bir tercihtir.
Gıda mühendisleri de bu sömürü düzeninin hedefindedir. Gıda güvenliğinin güvencesi olan meslektaşlarımız; düşük ücret politikaları, güvencesiz çalışma koşulları ve bilinçli itibarsızlaştırma ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
TMMOB Gıda, Kimya ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından hayata geçirilen Çalıştırılması Zorunlu Personel (ÇZP) taban ücret uygulaması; yalnızca meslektaşlarımız için bir ücret güvencesi değil, aynı zamanda halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişiminin de temel dayanaklarından biridir. Bu nedenle doğrudan hedef alınmaktadır.
ISS adlı çok uluslu şirketin ÇZP taban ücretine açtığı dava ve Danıştay üzerinden aldığı yürütmeyi durdurma kararı, sermayenin emeğe yönelik saldırısının açık bir göstergesidir. Bu girişim, yalnızca bir hukuki süreç değil; emeği örgütsüzleştirme, standartları ortadan kaldırma ve mühendislik emeğini ucuz iş gücüne indirgeme hamlesidir.
Yoksulluk sınırının altındaki ücretlere bile tahammül edemeyen bir sömürü düzeni ile karşı karşıyayız. Bu düzen, emeği bir maliyet kalemi olarak görüyor. İnsanı, sağlığı ve toplumu ise tamamen gözden çıkarıyor.
ÇZP taban ücretinin ortadan kaldırılması; on binlerce mühendisin daha düşük ücretlere zorlanması, mesleğin itibarsızlaştırılması ve en önemlisi halkın güvenli gıdaya erişim hakkının zayıflatılması anlamına gelmektedir.
Biliyoruz ki bu saldırı yalnızca gıda mühendislerine değildir. Bu saldırı doğrudan emeğedir. Bu saldırı halkın sağlığınadır.
ISS’in “sosyal sorumluluk” ve “yaşanabilir ücret” söylemleri ile Türkiye’de yürüttüğü politikalar arasındaki çelişki, sermaye düzeninin ikiyüzlülüğünü gözler önüne sermektedir. Küresel ölçekte etik söylemler geliştirenler, bu ülkede mühendisleri düşük ücretlere mahkûm etmektedir.
Biz bu tabloyu kabul etmiyoruz.
Gıda üretimi bir piyasa faaliyeti olmanın ötesinde kamusal bir sorumluluktur. Gıda mühendisleri bu sorumluluğun taşıyıcısıdır. Bu mesleği ucuz iş gücüne indirgemeye çalışanlar, doğrudan halkın sağlığıyla oynamaktadır.
Buradan açıkça çağrı yapıyoruz:
ÇZP taban ücretine yönelik bu saldırı sonlandırılmalı, ISS açtığı davayı derhal geri çekmelidir.
Tüm meslektaşlarımızı, meslek odalarını, sendikaları, emek örgütlerini ve tüm yurttaşlarımızı ortak mücadeleye, dayanışmayı büyütmeye ve başlattığımız imza kampanyasına destek vermeye çağırıyoruz. Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Unutulmamalıdır ki, emeğin değersiz olduğu bir yerde halkın sağlığı da güvende değildir. Biz, ne emeğimizi ne de halkın sağlığını sermayeye teslim edeceğiz.
Gıda mühendisleri halkın sağlık güvencesidir. Bu güvenceyi ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı mücadelemiz büyüyecek. Bu mücadele, emek ile sermaye arasındaki mücadelenin bir parçasıdır. Ve biz emeğin tarafındayız. Biliyoruz ki emeğin örgütlü gücü, patronların kâr hırsından büyüktür! Bu yüzden mücadelemiz bireysel değil, sınıfsaldır!
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası