TMMOB
Gıda Mühendisleri Odası

TETT ve STT

TETT ve STT
İZMİR
Yayına Giriş: 28.01.2026 Son Güncelleme: 28.01.2026

Basına ve Kamuoyuna,

 

Son günlerde ülkemizin gündeminde sıkça yer bulan ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit eden Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ve Son Tüketin Tarihi (STT) geçmiş ya da yaklaşmış ürünlerin halka satışı ile ilgili görüş bildirme ve basını bilgilendirme ihtiyacı doğduğunu düşünmekteyiz. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçen ürünlerin uygun koşullarda muhafaza edilmiş ve duyusal özelliklerini (tat, koku, görünüm) kaybetmemiş olması halinde tüketilmesi teknik olarak mümkün olsa da bu ürünlerin özellikle ucuzluk marketlerinde yoğun şekilde ve yüksek indirimlerle satılması, esasen ekonomik krizin ve her geçen gün katlanarak artan yoksullaşmanın bir sonucudur.

 

Halkın alım gücünün gıda enflasyonu karşısında erimesi, geniş kitleleri güvenli ve taze gıdaya erişmek yerine bütçesine uygun 'riskli' veya 'ikinci sınıf' olarak görülen ürünlere yöneltmektedir. Market raflarında TETT'si geçmiş ürünlerin yaygınlaşması, denetim eksikliğinden ziyade, toplumun büyük bir kesiminin geçim sıkıntısı çektiğinin ve temel gıda ihtiyacını bile indirimli/ riskli seçeneklerle karşılamak durumunda kaldığının acı bir sonucudur. Gıda güvenliği açısından bakıldığında; bir toplumun sağlıklı beslenebilmesi için gıdaya ekonomik erişiminin de güvence altına alınması şarttır. Yoksulluğun bir sonucu olarak TETT’si geçmiş ürünlere duyulan bu mecburiyet; gıda güvenliğinin ve gıda güvencesinin sınıfsal bir sorun haline geldiğini ve dar gelirli vatandaşlarımızın güvenli gıda hakkının ekonomik koşullar altında ezildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

 

Halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişmesi, beslenme hakkının korunması, hamile ve çocukların yeterli besleyici gıdaya erişimi ve daha birçok başlıkta devlet, halkının güvenli ve yeterli gıdaya erişimini sağlamak zorundadır. Bu haklar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile kesin hükümlerle tanımlanmıştır. İçinde bulunduğumuz bu dönemde halkımızın büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Mevzuata göre asgari ücret; işçilerin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek en düşük ücret olarak tanımlanıyor. Ancak Ocak 2026’da belirlenen asgari ücret bu tanımla tamamen kopuşun yaşandığını ve ülkemizde açlığın ve yoksulluğun her geçen gün katlanarak arttığını göstermektedir. İşçilerimiz, emeklilerimiz, okul çağındaki çocuklarımız ve toplumumuzun kritik her bir kesimi kesin ve derinleşen açlıkla karşı karşıyadır. Karar vericileri ve uygulayıcıları acil olarak bu gidişe dur demeye, insan onuruna yaraşır şekilde sağlıklı ve güvenli gıdayı emekçi halkımızın erişebileceği şartlarda ürettirmeye ve tüketime sunmaya davet ediyoruz.

 

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası

İzmir Şube Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 114