TMMOB
Gıda Mühendisleri Odası

📢TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ / 1-7 MART DEPREM HAFTASI BASIN BİLDİRİSİ YAYINLADI

📢TMMOB JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ / 1-7 MART DEPREM HAFTASI BASIN BİLDİRİSİ YAYINLADI
İSTANBUL
Yayına Giriş: 10.03.2026 Son Güncelleme: 10.03.2026

1-7 Mart Deprem Haftası Basın Bildirisi

Türkiye’de Deprem Haftası, 1999 Gölcük Depremi sonrasında afet bilincini artırmak amacıyla ilan edilmiştir. Uygulama, 1999 yılının ardından dönemin Sivil Savunma Genel Müdürlüğü (bugünkü Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı – AFAD) koordinasyonunda başlatılmış ve her yıl 1–7 Mart tarihleri “Deprem Haftası” olarak anılmaya başlanmıştır. Amaç; 17 Ağustos 1999 sonrası oluşan toplumsal duyarlılığı sürekli kılmak ve afet öncesi hazırlık kültürünü yerleştirmektir.

Marmara Bölgesi, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olup Avrupa ile Asya arasında doğal bir köprü görevi gören stratejik bir konuma sahiptir. Yaklaşık 67.000 km² yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %8,5’ini kapsayan bölgenin merkezinde yer alan Marmara Denizi, yaklaşık 11.000 km² büyüklüğünde bir iç deniz olup bölgenin coğrafi bütünlüğünde önemli bir rol oynar. 25 milyondan fazla nüfusa sahip olan Marmara Bölgesi, Türkiye’nin en yoğun nüfuslu ve en fazla göç alan bölgesidir. Bölge sınırları içerisinde İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Yalova ve Kocaeli tamamen yer alırken; Bursa, Balıkesir, Sakarya, Bilecik ve Çanakkale illerinin bazı bölümleri de Marmara Bölgesi içinde bulunmaktadır; nüfus bakımından en büyük şehir İstanbul yaklaşık 16 milyon nüfusa sahip, güçlü ekonomisi, gelişmiş sanayi ve hizmet sektörü, uluslararası ticaret ağı ve turizm potansiyeli ile küresel ölçekte önemli bir metropoldür; şehirde limanlar, finans kuruluşları, teknoloji şirketleri ve üniversiteler yoğunlaşmıştır. Bu özellikleriyle İstanbul, hem ülke kalkınmasının kritik aktörü hem de dünya ölçeğinde önemli bir kültür ve turizm merkezi konumundadır. Bölgeyi boylu boyunca geçen doğu-batı yönlü Kuzey Anadolu Fay Zonu ve üzerinde kırılması beklenen fay parçaları büyük İstanbul depremi riskini gündemde tutarken, sadece İstanbul’u değil, Türkiye’nin ekonomik lokomotifi konumundaki Marmara Bölgesi’nin tamamını tehdit etmektedir. 1999 yılından günümüze kadar geçen 27 yılda ülkemizde meydana gelen 4.5 ve üzeri büyüklükteki deprem sayısı 994 olmakla birlikte Marmara Bölgesi’nde bu sayı 137’dir.

Ekonomik açıdan Türkiye’nin en gelişmiş bölgesi olan Marmara’da sanayi, ticaret, turizm ve tarım faaliyetleri güçlü bir şekilde gelişmiştir. Özellikle İstanbul–Bursa–Kocaeli hattı otomotiv sanayi, metal ürünleri, kimya ve petrokimya, hazır giyim, beyaz eşya ve işlenmiş gıda gibi sektörlerde yoğunlaşmış sanayi faaliyetleriyle öne çıkmaktadır. Bölgede fay hatları boyunca çökmüş grabenler tarıma oldukça elverişli alüvyal topraklardır ve yoğun yerleşim ve sanayi faaliyetlerinin geliştiği alanlar hâline gelmiştir. Ekili arazilerin önemli bir bölümünü buğday oluşturmaktadır; şeker pancarı, mısır ve ayçiçeği de yaygın olarak yetiştirilmektedir; bölge Türkiye’nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık %73’ünü ve mısır üretiminin yaklaşık %30’unu karşılamaktadır. Ayrıca Tekirdağ, Şarköy, Mürefte, Avşa ve Bozcaada çevresinde bağcılık gelişmiştir. Türkiye’de ortalama yükseltisi en düşük bölge olan Marmara’da kümes hayvancılığı ve ipek böcekçiliği de yaygındır. Tüm bu nitelikli özellikleriyle birlikte yüksek enerji tüketimi, turizm gelirleri ve yoğun ekonomik faaliyetleriyle bölge ülke ekonomisinin lokomotiflerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak tektonik etkiler bölgeyi deprem riski açısından Türkiye’nin en hassas bölgelerinden biri hâline getirmektedir.

Deprem gerçeğiyle başa çıkmak, bireysel ve toplumsal düzeyde çok boyutlu bir yaklaşım gerektirir. TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak, eğitim ve bilinçlendirme, altyapı ve kentsel dönüşüm ile hazırlık ve acil durum planlaması başlıkları altında çalışmalarımızı bilimin ışığında sürdürmekteyiz. Bu çerçevede, deprem riskinin azaltılmasının yalnızca yapı güvenliğiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda nüfus ve ekonomik faaliyetlerin ülke genelinde dengeli dağılımını da gerektirdiğini vurgulamak isteriz. Özellikle Marmara Bölgesi ve İstanbul’da yoğunlaşan nüfus, sanayi ve finans faaliyetleri, olası büyük bir depremde hem can kaybı riskini hem de ülke ekonomisinin kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle uzun vadeli bir strateji olarak kalkınmanın Anadolu’nun farklı şehirlerine yayılması, üretim ve teknoloji yatırımlarının bölgesel olarak çeşitlendirilmesi ve orta ölçekli kentlerin cazibe merkezleri hâline getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir yaklaşım, bir yandan afet risklerini azaltırken diğer yandan Türkiye’de daha dengeli ve sürdürülebilir bir bölgesel kalkınma modelinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak yetkinlik alanlarımız çerçevesinde bilimsel çalışmalara katkı sunmaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğimizi bildiririz. Depreme dirençli kentlerin inşa edilmesi için sorumluluk almaya ve iş birliği yapmaya hazırız.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

Okunma Sayısı: 37